Warning: A non-numeric value encountered in /homepages/4/d681007773/htdocs/girlonrealestate.com/tr/wp-content/themes/Divi/functions.php on line 5841

Amerika’da lüks gayrimenkullerin fiyatları açısından rekabet devam ediyor. Amerikan ekonomisindeki küçülme ve dolar’ın devam eden devaluasyonu, uluslararası alıcılar için, üst segmentte yer alan gayrimenkulleri daha önce görülmemiş fiyatlarda bulabilmeleri açısından yeni bir kapı açtı. Manhattan ve Miami, yatırım için gözde cazibe merkezleri arasında en uygun iki fırsat yuvası olma konumunda.

Amerikan “Ulusal Emlak Danışmanları Birliği”ne göre uluslararası alıcılar, 82.5 milyar dolarlık bir işlem hacmi ya da başka bir deyişle, Mart ayında biten 12 aylık periyodda ikamet amaçlı gayrimenkul sektörünün 928 milyar dolarlık toplam hacminin 8.9%’unu oluşturmuşlardır.

Avantajlı döviz kuru, siyasi istikrar ve Amerika’dan bir gayrimenkule sahip olmanın sunduğu yüksek statü, özellikle New York ve Miami’de yabancı yatırım akını yaratmıştır. Manhattan, gerek ticaretin, gerek Amerikan kültürünün merkezi olma görünümünü günümüzde de koruması sebebi ile, gerekse de yüce işlere gönül vermiş, yetenekli insanlar için cazibe merkezi olması yönünden, belki de birinin bulabileceği en güvenli gayrimenkul yatırımı olarak görüldüğü için tüm dünyadaki yabancı yatırımcıların ilgisini çekmektedir.

Diğer taraftan, Miami, sıcak bir iklim ve kozmopolit bir sahil topluluğu arayışındaki Güney Amerikalı, Meksikalı ve Avrupalı yatırımcılar için çok uygun şartlar sunmaktadır. Miaminin sahil kenarındaki mülkler, aşırı derecede popüler olmakla birlikte dünyanın değişik bölgelerindeki emsal teşkil edebilecek diğer lüks emlak yatırımları ile kıyaslandığında daha uygun fiyatlıdır. Florida, aynı zamanda kışları güneye göç etmeyi tercih eden kanadalı emeklilerin popüler mekanıdır. Hatta, Florida, yüzde 26’lık yabancı alımla, popülerlik açısından Californiayı bile birkaç basamak geride bırakmıştır. Kanada, “deniz aşırı” özel yatırımcılar listesinde başı çekmeye devam ederken, tüm uluslararası satışların yüzde 24’ünden sorumlu olup, ikinci sırada yüzde 11 ile Çin gelmektedir.

Başka bir ilgi çekici nokta da, uluslararası alım işlemlerinin yüzde 62’si nakit olarak yapılmış olup, bu rakam 2007’den bu yana artış göstermektedir. Bu ve evlerin yüksek fiyatları, aynı zamanda kendi ülkelerinin emlak piyasalarında yüklü bir şekilde yatırım yapan deniz aşırı yatırımcıların refah seviyesi hakkında da bir fikir vermektedir.

Yabancı alıcılara, doğu sahilindeki lüks emlak piyasasının performansını kazanca dönüştürmek isteyen gelir seviyesi yüksek Amerikalılar da katılmaktadır. Geçen hafta, önde gelen kumarhane patronlarından Steve Wynn, 50 Central Park South’ta 70 milyon dolar değerinde bir çatı katı satın aldı. Ek olarak, ultra lüks One 57 dairelerini geliştiren Extell de, Central Park’a bakan sıradışı kulelerine yönelik yüksek bir iç piyasa talebi ile karşılaşmıştır. Ayrıca trophy konutlarına yönelik olarak da 130 milyon dolarlık daha iç piyasa emlak satışının yolda olduğuna dair de raporlar bulunmaktadır.

Dünya ekonomisindeki küçülme de göz önüne alındığında, New York ve Miami’ye (ve bunlara nazaran daha az da olsa Amerikanın diğer bölgelerine) yabancı yatırımın, böyle belirsiz günlerde, risksiz bir yatırım olmaya devam ettiği güvenle söylenebilir. Bundan 20 yıl sonra, New York şehri ve Miami sahillerinin zamanın testinden başarı ile geçeceği adeta garantidir.